6 Ocak 2011 Perşembe

Uyuşturucuyla çarpışma 3

Mekan öğretmenler odası.  Herkes umursamazca kahvesini içiyor, sigarasını yudumluyordu.  Varlığımı fazla hissettirmeden bir sohbete katıldım.  “Bu kejman’dan da topçu olmaz vallahi bu sene beklentim sıfır” diye anlatan meslektaşıma gülümseyerek onay verdim ve araya girdim.  “Yahu bu öğrenciler bilmem farkında mısınız ama uyuşturucu kullanıyorlar.  Sizce bunun kökünü nasıl yok edebiliriz?” diye sordum.  “Aman uğraşma hoca efendi bunlar her haltı yerler biz arkalarından toplamaya kalkarsak işimiz iş” dedi.  Hemen oradan ayrıldım.  Otoparka çıkıp dayanamadım, ben de bir sigara yaktım.  Yeni taktiğim de işe yaramamıştı.  Bu kendine öğretmen diyen zübüklerin duyarsızlığı beni şaşkından deliye çeviriyordu.  Kendimi çok yalnız hissettim.  Nurten’in çorbalarını, çocuklarımın sıcak bakışlarını özledim.  Herkes gerçek benliğini gizleyen maskelerle dolaşmasa ne olurdu sanki?  Otoparkın ortasına geçtim, havaya baktım ve yumruklarımı kaldırarak “Bu okulda adalet adalet isteyen tek kişi ben miyim?!” diye haykırdım.  Ansızın ders zili çaldı ve içeri girmem gerekti.
Dakikalar geçmişti, aralarında konuşan öğrencileri susturmaya kalkmadan dersimi anlatıyordum.  Bir taraftan “beni dinleyen dinler dinlemeyenin keyfi bilir” diyor, bir taraftan da uyuşturucu davam için öğrencilerin konuşmalarına kulak misafiri olmaya çalışıyordum.  Ansızın arada “çakal Ahmet” lafının geçtiğini duydum.  Çakal Ahmet, demek ezeli düşmanımın ismi buydu.  Öğrencileri zehirleyen, onları batağa sürükleyen bu hain Çakal Ahmet’ti demek.  Onu elime geçirecek ve iyi bir ders verecektim.  Derhal müdürün odasına çıktım ve “müdür bey, yardımınıza ihtiyacım var.  Okulda ismi Ahmet olan bütün öğrencilerin listesini istiyorum, çok önemli.” Dedim.  “Sizin böyle bir yetkiniz yok.” Diye yanıt verdi.  Odayı terk ettim.  Bunun üzerine B planına geçmeye karar verdim ve öğrencilere tek tek isimlerini sormaya başladım.  İsmi Ahmet olanları “gel bakayım şöyle” diyip elinden tutuyor ve yanımda sürükleyerek hemen bir sonraki öğrenciye yöneliyordum.  Fakat ahmetleri uzun süre zaptetmek mümkün değildi.  Topladığım Ahmetler ben diğer ahmetlere ulaşamadan ya sıkılıp kaçıyor ya da basit bi şekilde benle gelmeyi reddediyorlardı.  Sadece bi keresinde üç Ahmet birden toplamayı becerebilmiştim fakat o kafilenin de dağılması uzun sürmedi.  Vaktim dolmuştu, okul sona ermişti.  Herkes evlerine dağılırken ben de düşünmek üzere eve gitmeye karar verdim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder