11 Ocak 2011 Salı

Hodri meydan

Taksideyim.   Yanıma ses kaydedip görüntü alabilmek için bir cep telefonu almıştım.  Dışarda hazır beklemeleri için polisle de iletişime geçtim fakat laflarımı ciddiye almayarak şereften yoksun rüşvet yiyici anlayışlarını yine gözler önüne sermekten geri kalmadılar.  Ben yine de tetikte olmalıydım.  Belki de adalete olan bağlılığımı görünce çakal ahmet’in gözü korkmuştu ve bu ayağımı kaydırmak için tasarlanan bir plandı.  Doğal davranmalıydım.
 Bir süredir taksicinin benle konuştuğunu fark ettim.  “Pardon gecenin gizemine dalmıştım da” diyerek son söylediğini tekrarlamasını istedim.  “Bir şey demedim abi.” dedi.  “Önüne gelene ehliyet veriyorlar artık” diye cevap verdim.  Uzun bir sessizlik oldu.
Araba akşamın sessizliğinde ilerlerken ansızın durdu.  Tenha bir sokaktaydık.  Şoföre ne olduğunu soramadan araba kapısı dışarıdan açıldı ve bir çift el beni dışarı çekti.  Yere düştüm.  Elinde sopayla bir adam üzerime yürüdü.  “Sökül bütün paraları!” diye bağırdı.  “Çakal Ahmet dur yapma!” diye cevap verdim.  “Ne çakal ahmeti lan?!” diye bağırarak sopayı karnıma indirdi.  Yerden kalkamıyordum.  Kanıt yakalamak için cep telefonumu çıkarıp kaydet tuşuna bastım.  Bir taraftan sopalanıyor bir taraftan da bunu vidyoya çekiyordum.  Sonunda adam sopayı elime vurunca telefonu düşürdüm.  O sırada başka biri de ceketimi zorla çıkarıp ceplerini yoklamaya başladı.  “Bu yaptığın yanına kalmayacak çakal ahm-“ derken kafama aldığım ağır bir darbeyle bilincimi kaybettim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder