Gözlerimi açtığımda bir hastane yatağındaydım. O gece ne oldu bilmiyordum ama işin içinde çakal ahmet’in parmağının olduğu kesindi. Cüzdanım hatta ceketim gitmişti fakat telefonum duruyordu. Hemen kanıtlar yerinde mi yoklamak için telefonu elime aldım. “Allah kahretsin!” diye haykırdım. Yanlışlıkla vidyo yerine ses kaydı yapmıştım. Arkaya arkaya sopa darbelerinin sesleri geliyordu fakat bu hiçbir şeyi kanıtlamıyordu. Hazır telefon elimdeyken Nurten’i aramaya karar verdim. “Alo Muhsin nerelerdesin korkudan ölecektim niye eve gelmedin?!” diye açtı telefonu aniden. “İyiyim ben iyiyim merak etme durum karışık her şeyi sonra anlatırım” dedim. Başka soru sormaması üzerine tekrar “Çocuklar nasıl?” diye konuştum. “Sedat okulda olsa gerek, öbürleri evde. Bak vereyim istersen konuş oğlunla.” Dedi ve ben daha bir şey diyemeden telefonu oğlana verdi. “Oğlum nasılsın nasıl gidiyor korkmadın di mi yokluğumda?” diye sordum. Cevap gelmedi. “Meşgulsün galiba resim mi çiziyorsun?” diye sordum bu sefer. Tekrar yanıt yoktu. “Neyse hadi istersen anneni geri ver.” Dedim. Hiçbir söylediğime cevap gelmiyordu fakat telefondan nefes alış verişlerini duyabiliyordum. “Oğlum? Anneni geri verir misin?” diye sorunca telefon birdenbire kapandı. Derin bir of çektim.
Ansızın hastane odamın kapısı açıldı ve içeri bir hemşire girdi. “Muhsin Bey nasılsınız kötü bir gece geçirdiniz galiba?” diye sordu. “Önemli bir şey değil.” Diye cevap verdim. “Aslına bakarsanız önemli. Kafatasınız ağır darbe almış. Midede ise iç kanama gerçekleşmiş. Belden aşağınızın ise felç olma ihtimali vardı fakat neyse ki bunu atlattınız. Hatta şu an konuşabiliyor olmanız bile mucize.” Dedi. Gülümseyerek “Bana bilmediğim bir şey söyleyin.” dedim. “Neyse Muhsin Bey okulunuzdan da şifa dilekleri var. Bu mektubu da öğrencileriniz size yazmış sizi en kısa zamanda okula geri bekliyorlar.” Dedi. Mektup zarfını itinayla yırtıp içindeki kağıdı dışarı çıkardım. Çok duygulanmıştım, mektubun üzerinde “canım hocam” yazıyordu. “Ah bu haylazlar” diyerek gülümsedim. Kağıtta el yazısıyla bir şiir kaleme alınmıştı:
Gittiğinizde siz buralardan
Öğretmensiz kaldı sınıflar
Türev integral değil insanlıktı önemli olan
Siz bize en değerli şeyleri öğreten
İnsanlığı, güveni, mutluluğu gösteren
Nice güzel duyguları içimizde filizlendiren
Canım hocamız Muhsin Aydın
Artık geri dönün lütfen
Bırakmayın bizi bu okulda bilgiye aç
Israr ediyoruz, geri dönün canım hocam
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder