6 Ocak 2011 Perşembe

Bir tutam huzur

Ne meslektaş demeye çekindiğim adamların sesli kahkahaları, ne de beyaz zehir kalmıştı artık kafamda.  Düşündüğüm tek şey sıcak yuvam ve çocuklarımın verdiği huzurdu.  Koltuğumda geriye yaslandım ve televizyonu açtım.  Arada bir televizyonda gösterilmekte olan kelime oyunu’nu izliyor, bir taraftan da masada resim çizen çocuklarımı gözlüyordum.  Az sonra Nurten elinde bir bardak kahveyle oturma odasına girdi.  Televizyon izlediğimi gördüğü için beni rahatsız etmek istemedi ama bir şey söyleyeceği belliydi.  Ekrandaki yarışmacının kelimeyi bulmakta zorluk çektiğini görünce “Nizak be nizak!” diye bağırdım.  Yarışmacının süresinin dolmasıyla ekranın altında nizam kelimesi belirdi ve yarışmacı “ahh” dedi.  Bunun üzerine sunucu “endişelenmeyin eminim bildiğiniz bir kelimeydi olur böyle” diyerek gülümsedi.  Kanalı değiştirdim.  Bu fırsattan yararlanmak isteyen Nurten hemen yanıma geçti ve “seninle bir şey konuşmam lazım” dedi.  Gülümseyerek “pek şaşırmadım doğrusu” diye yanıtladım.  “Hani üst komşumuz Selcan Hanımlar var ya, kira ödediğimiz?” dedi.  Cümlesini bitirmesini bekledim.  “Onun oğlu Kerem meğersem senin öğrencinmiş.  Oldum olası matematiği zayıftı diyor, bir şey yapamaz mı not konusunda bir yardımcı olsa diyor.” Dedi.  Ayaklarımı uzattığım puftan indirdim ve sesime sertlik vererek “Hiçbir koşulda hiçbir öğrenciye ayrıcalık yapmam mümkün değil!” dedim.  Bunun üzerine duraksadı ve “Dört aydır kirayı geciktiriyoruz.  Eğer sen onlara bu iyiliği yapmazsan kesin yarın öbür gün kapı önüne koyarlar bizi anlamıyor musun?!” dedi.  Durdum.  Benden yine adalet duyguma karşı gelmem bekleniyordu.  “Bir çaresine bakılır elbet.” dedim.  Ayaklarımı pufa geri uzattım ve televizyonun sesini biraz daha açtım.  O sırada kafamı yana çevirdiğinde resim yapmakta olan çocuklarımın önünde aslında kağıt mağıt olmadığını fark ettim.  Etrafı keskin bir idrar kokusu kapladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder